Gündüz Kuşağı Tarifleri

Doğal tarifler, güzellik, beslenme, sağlıklı yaşam önerileri. Gündüz kuşağı programlarında kalem-kağıt yetiştiremediklerinizi buradan yakalayın :)





1 yemek kaşığı gliserin
1 çay kaşığı papatya yağı
1 çay kaşığı aloe vera yağı
1 çay kaşığı (biraz daha az da olabilir) karabiber yağı

Bu karışım için gliserin bazımız olacak, önce gliserini ufak bir kaba koyuyoruz. Üzerine aloe vera, papatya ve karabiber yağını ekliyoruz. Karışım biraz fazla oluyor yani birkaç kere kullanınca bitecek miktarda değil. Ben Gratis'ten bu minik kaplardan aldım, onların içine koydum, bir tanesi tam doluyor biri de yarım. Ama çantanızda taşıyacaksınız streç film ile sarmakta fayda var, çünkü ne kadar sıkı da kapatsanız etrafında yağlı bir katman oluyor.

  
Karabiber yağını bir çay kaşığı olarak eklediğimde dudaklarımı çok yaktı ve canımı acıttı. Bu yüzden 3/4 çay kaşığı kadar ekliyorum, siz de önce yarım çay kaşığı ekleyip etkisine göre bir kaç damla daha ekleyebilirsiniz. Miktarı cildinizin hassaslığına göre ayarlamanızda fayda var. Karabiber yağını fazla kaçırırsanız ve canınız yanarsa elinizdeki karışımı hemen atmayın, bir iki gün bekledikten sonra tekrar deneyin. Çünkü karabiber yağı uçuyor, bu nedenle zaten kullandıkça sakladığınız karışıma yine eklemeniz gerekecek.

Bu tarif uzun süreli bir etki yaratmıyor, yani öyle dolgu yaptırmışsınız gibi bir etki beklemeyin. Karabiber yağının kan dolaşımını hızlandırıcı etkisiyle anlık bir şişkinlik sağlıyor, gliserin sayesinde de dudakların üzerinde bir tabaka kaplanmış gibi oluyor ve böylece daha dolgun görünüyor. Birkaç farklı markanın dudak dolgunlaştıran parlatıcılarından kullanmıştım, onlar kadar etkili. Aloe vera ve papatya yağını da çatlak dudakları pürüzsüzleştirmesi ve parlaklık vermesi için ekliyoruz, böylece dolgunlaştırmanın yanı sıra iyileştirici etki de sağlamış oluyor.

Bu karışımı sürdükten sonra üzerine ruj ya da dudak parlatıcısı kullanmadım hiç. Ruju bozar mı ya da parlatıcı ile karışınca alerji yapar mı emin değilim. Üzerine birşey süreceksiniz de önce dudak kenarında denemekte fayda var.

Dün (15 Ağustos Cuma) Ayça Kaya, Ender Saraç'ın Sağlıklı Günler programına konuk oldu. Bu tarifi de henüz denemedim ama hoşuma gitti, en kısa sürede deneyip yazıyı güncelleyeceğim.

1 su bardağı haşlanmış nohut
2 adet közlenmiş patlıcan
2 adet közlenmiş kırmızı biber
Yarım demet maydonoz
Taze soğan
Taze sivri biber
Kuru soğan veya kırmızı soğan
Tuz, Kırmızı pul biber, Karabiber, Kimyon 
Nar ekşisi
Zeytinyağı

Nohutları önceden ıslatın sonra da haşlayın. Diğer tüm malzemeleri doğrayarak ekleyin. Baharatları da ekleyip, nar ekşisi dökerek tatlandırın. Tarif dört kişilik, kişi başı bir tatlı kaşığı olmak üzere dört tatlı kaşığı zeytinyağı ekleyebilirsiniz.

Afiyet Olsun!



Dün (15 Ağustos Cuma) Ayça Kaya, Ender Saraç'ın Sağlıklı Günler programına konuk oldu. Bu tarifi orada anlattı, henüz denemedim ama kuru börülce alır almaz yapacağım, yiyebileceğim birşeye benziyor :).

1 su bardağı kuru börülce
2 tane haşlanmış yumurta
2 adet taze soğan
4 közlenmiş biber
Yarım demet maydonoz
Yarım demet taze nane
Az tuz 
Üzüm sirkesi
Zeytinyağı (4 tatlı kaşığı)

Börülceleri haşlayın (önceden ıslatıp sonra haşlayabilirsiniz de). Diğer tüm malzemeleri doğrayarak börülcelerin üzerinde ekleyin. Maydonozları sapları ile doğrayın, ödem atmada çok etkili olduğu için sapları da faydalı. Yumurtaları da dörde veya sekize bölerek üzerine dizin. Çok az tuz ekleyip, üzüm sirkesi ile tatlandırın. Bu salata dört kişilik, kişi başı bir tatlı kaşığı zeytinyağı yeterli olacağı için dört tatlı kaşığı zeytinyağı dökebilirsiniz.

Afiyet Olsun!


Gerekenler:
3-4 damla limon suyu
1 paket yaş maya
2-3 tatlı kaşığı su
Tülbent veya gazlı bez
Havlu
Sıcak su
Buz
Masaj için susam veya zeytin yağı

Detaylı tarif (özet en altta):

Aslında birçok farklı maya maskesi tarifi var. Kuru ya da yaş maya kullanarak, su, soda veya süt ile karıştırarak farklı versiyonlar uygulamak mümkün. Farklı tarifleri de deneyip paylaşacağım, şimdilik bu yazıda Şems Arslan’ın tarifini bulabilirsiniz.

Beş ayda üç kez uyguladım bu maskeyi. Her ay uygulanabilir ama ben gerçekten artık yapmam gerektiğini hissettiğim zaman uyguluyorum, bir kere yaptıktan sonra inanın ne demek istediğimi anlayacaksınız :). Gerçekten çok etkili. Uyguladığınız anda bile farkı hissediyorsunuz. Cilde gerginlik, parlaklık ve canlılık veriyor. Zaten ana mantık mayayı oluşturan bakterilerin cildimize de iyi gelmesi. Uzun vadeli etkileri konusunda ise çok bir şey söyleyemeyeceğim, cildimin canlandığı yüzüme renk geldiği kesin ancak bunu sadece maya maskesine de bağlayamam tabi ki :).

Uygulama sadece yüzünüze maskeyi sürüp yıkamayı içermiyor, biraz uzun bir ritüeli var. Şems Arslan’ın Doktorum programında detaylı olarak anlattığı videoyu buradan izleyebilirsiniz. Eğer bu kadar vaktiniz yoksa sadece maskeyi uygulayıp 20 dakika - yarım saat kadar bekleyip yıkayabilirsiniz de, o zaman da farkı hissedeceğiniz bir sonuç alacaksınız.

Gelelim tarife. Öncelikle peeling yapmanız iyi olacaktır. Linkteki tarifle türk kahvesi ile peeling yapabilirsiniz. Kahveyi yıkadıktan sonra cildi tamamen arındırmak için 3 kaşık kadar suya 3-4 damla limon sıkacağız. Bunu pamuğa dökerek yüzünüzü güzelce silin. Maskenin etkili olması ve cilde iyice nüfuz etmesi için yüzümüzün kirden arınmış, gözeneklerin ise açılmış olması önemli.



Cildi hazırladıktan sonra artık maskeyi hazırlayıp uygulayabiliriz. Programda Şems Arslan yarım çay bardağı su ile hazırlıyor ancak ben böyle yaptığımda çok sulu oldu ve süremedim, yüzümden aktı gitti. Bu nedenle suyu yavaş yavaş ekliyorum ve toplamda yaklaşık 2 tatlı kaşığı kullanıyorum. Bir paket mayayı ufak bir kaseye alın, üzerine 1 tatlı kaşığı su ekleyip karıştırın sonra bir tatlı kaşığı su daha ekleyin ve iyice karıştırın. Rahat uygulamanız için cıvık bir macun kıvamında olması yeterli, bu kıvamı elde edene kadar biraz daha su ekleyebilirsiniz.




Sonra yüzünüze sürün, ben dondurma çubuğu ile sürüyorum çokrahat oluyor :). Göz altına, göz kapaklarına sürmenizde sakınca yok, boynunuzu ve dekolte bölgesini de unutmayın, sıkılaşmaya en çok ihtiyacı olan bölgelerden sonuçta :).


Sürdükten sonra yüzünüze bir tülbent ya da gazlı bez örtün. Ben tülbente gözler ve burun için birer delik açtım, bunu kullanıyorum. Burun kısmını tamamen kesmeyin, burnunuzu örtsün, sadece rahat nefes almak için bir delik yeterli. Gazlı bezlerle alnınızı, burun, yanaklar ve dekolteyi de kaplayabilirsiniz, böylece hiçbir yere delik açmanıza gerek kalmaz.

Yanınıza sıcak su koyduğunuz bir tas ve bir havlu alın, uzanın ve sıcak su ile ıslattığınız havluyu yüzünüze kapatın. 7-8 kere burundan nefes alıp ağızdan verin ve havluyu bir daha ıslatarak sıcaklığı tazeleyin. Toplam 20 dakika kadar sürecek, 5 kez havluyu ıslatıp yüzünüze koyun. İki kişi birlikte de yapabilirsiniz, biz annemle beraber yapıyoruz o bana havlu koyuyor ben ona :). Bakım gününü arkadaşlarınızla, anneniz/kızınız ya da kuzenlerle eğlenceli bir aktiviteye de dönüştürebilirsiniz.

Havlu seansı bittikten sonra yüzünüzdeki her şeyi (havlu, tülbent vs) çıkarıp atın ve yüzünüzü ılık su ile yıkayın. Bir parça buz alıp dairesel hareketlerle cildinize masaj yapın. Yüzünüz iyice soğuduktan sonra ellerinizi ısıtın ve susam yağı veya zeytin yağı sürerek bu sefer ellerinizle masaj yapın. Bu masajı kendi kendine yapmak çok ergonomik değil, bu yüzden iki kişi olursanız daha iyi oluyor. Ellerinizi alından buruna doğru çekin, yumruk yapıp parmaklarınızı gezdirin. İkinci yol olarak da çene altından kulak arkasına doğru çekin. Bu masaj kan dolaşımınızı hızlandıracak, böylece hem maskenin daha etkili olmasını, hem de cildinizin daha gergin olmasını sağlayacak.

Masajdan sonra ise yapacağınız tek şey aynaya bakıp farkı hissetmek. Yalnız cildinizdeki değil hislerinizdeki farkı da hissedeceksiniz. Fazla para harcamadan evde kendinize etkili bir bakım uygulayabilmek, en önemlisi kendinize vakit ayırmak çok önemli ve çok çok değerli. Hele bir de yanınızda biri daha varsa birlikte uygularken kıkırdamalar ve gülüşmelerin eksik olmayacağı bu tarif gününüzü renklendirecek. Kendinizi sevin, kendinize vakit ayırın.

 Mutlu Günler!


Özet Tarif:
1)    Peeling yaparak cildinizi arındırın.
2)    3 tatlı kaşığı suya 3-4 damla limon sıkarak pamuk yardımı ile yüzünüzü silin.
3)    1 paket mayayı karıştırarak yavaş yavaş  2-3 tatlı kaşığı su ekleyin. Cıvık bir macun kıvamındayken tüm yüzünüze, boyun ve dekolte bölgenize sürün.
4)    Yüzünüzü tülbent ya da gazlı bez ile kapatıp, üzerine sıcak su ile ıslattığını havluyu örtün. 7-8 kere burundan nefes alıp ağızdan verin ve havluyu tekrar ıslatın. Bu şekilde toplamda 5 kez havluyu tekrar ıslatıp yüzünüze koyun.
5)    Yüzünüzü yıkayın.
6)    Buz ile dairesel hareketlerle masaj yapın.
7)    Ellerinizi ısıtıp çok az susam veya zeytin yağı sürerek yüzünüze masaj yapın.





Herhalde en son kalan bendim :). Alerjim olduğu için yüzüme farklı şeyler denemekten kaçınıyorum. Ancak kahve peelinginden çok memnun kaldım. 3 aydır kullanıyorum, düzenli aralıklarla değil, cildimi ne zaman pürüzlü hissedersem o zaman yapıyorum, hiçbir alerjik reaksiyon göstermedi.

Ben kuru kahve ile yapıyorum, ancak kahve telvelerini biriktirip buzdolabında saklayarak da ihtiyacınız olduğunda kullanabilirsiniz. Telve ile uygulayınca aynı etkiyi yaratmıyor bence, kuru kahve daha iyi bir arınma sağlıyor, telveyi ise ellerime uyguluyorum :).

Kahveyi sadece su ile biraz ıslatıp da uygulayabilirsiniz, dilerseniz jojoba, papatya, portakal/limon yağlarından çok az da damlatabilirsiniz. Yağlı bir cilde sahipseniz 1-2 damla yağ kullanmanız yeterli olacaktır. Yüzümde sivilce veya sivilce izleri olduğu zaman aloe vera (sarısabır) yağı damlatıyorum, iyileştirici etkisi etkili oluyor.

Tarif çok basit:
2 tatlı kaşığı kuru türk kahvesi
4-5 damla yağ
(jojoba yağı - iltihabı kurutur, akne tedavisinde etkilidir, cildin nem dengesinin düzenlenmesine yardımcı olur.
portakal/limon yağı - cildi sıkılaştırır.
aloe vera yağı - antibakteriyeldir, yaraların iyileşmesini hızlandırır.)
3 tatlı kaşığı su

Kahveye önce yağları damlatıp karıştırın. Peeling yaptıktan sonraki hisse göre yağı azaltabilir veya birkaç damla arttırabilirsiniz. Daha fazla damlattığımda cildimde hafif yağlı bir tabaka bırakıyor ve bu hoşuma gitmiyor bu nedenle 4 damlayı geçmiyorum.

Sonra suyu birer kaşık birer kaşık ekleyip karıştırın. Telve gibi sulu olmasın, resimdeki gibi macun kıvamı iyi oluyor. Sonra cildinize ovalayarak uygulayın, maske gibi yüzde kalıyor bir süre böyle bekletebilirsiniz de.


Sonrasında yıkayın ve pürüzsüzlüğü hissedin :)

Yeşil Kahve ile ilgili detaylı açıklamaları ve Mehmet Öz'ün tavsiyelerini önceki postta yazmıştım. (http://gunduzkusagitarifleri.blogspot.com.tr/2014/03/yesil-kahve.html)

Googlea 'yeşil kahve' yazdığınızda karşınıza direk Mehmet Öz'ün resimleri ve "Mehmet Öz tavsiye ediyor!" sloganları ile hazırlanmış görseller/reklamlar çıkıyor. Her ne kadar hiçbir marka ya da ürünü tavsiye etmediğini özellikle vurgulasa da, programında yeşil kahveye oldukça fazla yer vermesinden cesaret alan girişimcilerin işi bu. Konu ve muhatabı popüler olunca yapılan reklam ve çıkan haberler de abartılı oluyor.

Benzer şeylere bu sabah da rastladım. "Mehmet Öz'e Şok Suçlama!" başlıklı haberler gördüm twitterda. İşin aslı nedir bakalım :)

Mehmet Öz, ABD Senatosu’na Missouri Senatörü Claire McCaskill'in başkanlığını yaptığı "Tüketicinin Korunması, Ürün Güvenliği ve Sigorta" adlı alt komiteye ifade vermek üzere çağırılmış. Amerikan sistemini pek bilmiyorum, okuduklarımdan da bunun ne olduğunu pek anlamadım açıkçası :). Mahkeme değil de komisyon gibi birşey sanırım.

Komisyonun ifadeye çağırma sebebi şu: Yeşil Kahve ile ilgili  çok az araştırma olmasına ve kilo vermedeki etkisinin çok az olmasına rağmen Mehmet Öz'ün bu ürünü mucize olarak sunması insanlara boş umutlar veriyor. Yeşil kahve çekirdeği satan birçok firma Öz'ün program videolarını kullanarak reklam yapıyor ve bu da tüketiciyi yanlış yönlendirmeye sebep veriyor.

Oturumda McCaskill şöyle soruyor:

"Doğru olmadığını bildiğiniz halde neden böyle şeyler söylediğinizi anlamıyorum. Elinizde inanılmaz bir megafon varken neden şovunuzu bayağılaştırıyorsunuz? ..... Güç beraberinde büyük bir sorumluluk da getirir."
("I don't get why you need to say this stuff when you know it's not true. When you have this amazing megaphone, why would you cheapen your show? ... With power comes a great deal of responsibility.")

Mehmet Öz'ün savunmasında bahsettiği ise yeşil kahve çekirdeğinin denemeye değer olup olmadığı saatlerce tartışılabilir, kilo vermek oldukça kompleks bir süreç ve birçok etmene bağlı, bu yüzden her öneri sorgulanabilir. Mesela kendisi dua etmenin hastalar üzerinde iyileştirici etkisi olduğunu da savunuyor ancak bunu ispatlayacak bir çalışma yok, pek mümkün de değil zaten. Yeşil kahvenin de bunun gibi bir tavsiye olarak algılanması gerekiyor.

Ancak burada komisyonun haklı bir gerekçesi  de var ki "Dua için para gerekli değil. Ancak insanlar kolayca zayıflamak için bu ekstrakt haplarını alarak belki de tam tersi kendilerine zarar verecek birşeye yüklü miktarda para harcıyorlar.

Mehmet Öz de bu noktada bu ürünü körü körüne tavsiye etmediğini, araştırma yaptığını, kendisinin hatta ailesinin de kullandığını belirtiyor. Buna rağmen hiçbir markayı önermediğini ve hiçbir reklamda oynamadığını da ekliyor. Ancak tavsiyelerinde 'hararetli bir dil kullanmasının ahlaksız reklamcıları beslediğini' de kabul ediyor.

Herhangi bir marka tavsiye etmemesi ama buna rağmen kullandığı süslü dil reklamcılar ve ürün satıcıları için bulunmaz bir nimet. Bu sayede Mehmet Öz'ün adını kullanıyorlar. Senatör'ün tavsiyesi de bu yönde olmuş:
"Ya bu tip şeyler hakkında hiç konuşmayın, ya da daha spesifik olun, çünkü bu durumda bu şekildeki tavrınız işe yaramıyor."
(“Either you don’t talk about these things at all, or you’re going to have to be more specific, because right now, this is not working,” ) 

Mehmet Öz de şovunun ve konuşmalarının kullanıldığını kabul ediyor ve bunu önlemek için daha dikkatli olacağını belirtiyor.  "Çözümün bir parçası olmak istiyorum, problemin değil." diyor.

Yani Twitter'da ve gazetelerde atılan oltalara çok da düşmeyin. Ortada şok edici bir suçlama yok. Mehmet Öz de başından beri söylediğinden daha farklı birşey söylemiyor zaten. Doğru beslenip egzersiz yapmadan kilo vermeniz imkansız, bunları yaparsanız yeşil kahve de sizin için iyi bir hızlandırıcı olabilir.

Mehmet Öz'ün Hürriyet gazetesine yaptığı açıklama için:
http://www.hurriyet.com.tr/dunya/26640941.asp

“Bu dolandırıcılığın artmasından ben de sorumlu olduğum için ifade verdim. Bu ürünleri tanıtırken kullandığım heveslendirici dil, bu sorunu daha kötü yaptı“

“Senatoya verdiğim ifadeden bazı karmaşık konularla yüzleşmek ve tüm mevcut oyuncuların katılımıyla, tüketicileri korumaya yönelik ileri adımlar atabilmek için gerçekleşen bu zorunlu işbirliğinden dolayı çok memnunum.”

“Yıllardır benim ilgi alanımdaki hiçbir ürünü satmaya hevesli olmamama rağmen, bu ürünleri kapsayan araştırmanın bir değeri olduğunu hissettim.”

“Burada ifade vermeye gelmemin nedeni ise bu dolandırıcılığın çoğalmasında benim sorumlu bir rolümün olması ve benim kullandığım heveslendirici dilin bazen bu sorunu daha kötüye götürmüş olmasıdır.”

“Bu ürünlerle ilgili görüşlerimi açıklamamış olsaydım, izleyicilere olan görevimi yerine getirmemiş olurdum.”

“Gelecekte umut verici araştırma ve ürünleri tartışırken daha dikkatli olacağım. Ama bu duruşmaya katılan mevcut herkesin kilo kaybı dolandırıcılığı sorunları ile başa çıkma yolu bulabilmek adına birlikte çalışmak için sabırsızlanıyorum.”

Konuşmaların ingilizce metni için:
"We can spend a lot of time, Senator McCaskill, arguing the merits of whether green coffee bean extract is worth trying or not worth trying,” Oz said. “Many of the things we argue that you do with regard to your diet are likewise criticizable… It is remarkably complex, as you know, to figure out what works for most people even in a dietary program.”

Oz, who stars in the ABC television program NY Med, noted he has also  been criticized for saying prayer can help sick patients.

“You don’t have to buy prayer,” snapped McCaskill, D-Mo.,  who has taken to social media to tout her own personal weight loss victories thanks to diet and exercise.

I actually do personally believe in the items I talk about in the show. I passionately study them. I recognize that often times they don’t have the scientific muster to present as fact. But, nevertheless, I give my audience the advice I give my family all the time. I give my family these products, specifically the ones you mentioned. I’m comfortable with that part,” he said.

Some companies have used Oz’s likeness when promoting their products, something Oz said  he has never agreed to. He also said that he never appears in commercials for products and doesn’t tell his viewers to explicitly buy certain products.

“I use language that is very passionate… and it provided fodder for the unscrupulous advertisers,” Oz said.

Sen. Amy Klobuchar, D-Minn., also took on Oz saying, “It’s a major problem when people are spending more and more money and they’re gaining more and more weight.”

“Either you don’t talk about these things at all, or you’re going to have to be more specific, because right now, this is not working,” the senator said.

Oz again defended himself describing his “job” on his program “The Dr. Oz Show” as a “cheerleader for the audience,” noting with products like green coffee bean extract you need to still eat healthy and exercise. “You can’t spread it on kielbasa and expect it to work,” he said.
In an interview with ABC News following the committee hearing, Oz  blamed himself for his “flowery” language, but also “fraudsters” who used his words to prey on people trying to lose weight.
“What’s come to my attention is that there’s actually an inherent use of content from my show by these fraudsters, so in fact unwittingly I’ve been helping them by using flowery language,” he said.
When his words are “taken out of context, it’s used as a weapon against the people who trust me,” Oz said.
He said he is “definitely going to be more careful” to avoid having his words appear in unsanctioned ads.
McCaskill promised she didn’t call the hearing to “beat up” on Oz, but instead because of a “crisis in consumer protection” and Oz said he came because he wants to “be part of the solution not part of the problem.”
“I’ve heard the message and I get it,” he said.

 Tam haber için:
http://abcnews.go.com/blogs/politics/2014/06/dr-oz-scolded-by-senators-for-miracle-weight-loss-claims/


Çocukken "yemekten sonra denize girilmez, kramp girer" diye o kadar çok tembihlediler ki, uzun yıllar krampın sadece denizde ve tok karnına başıma gelebilecek birşey olduğunu sandım. Sonra "Yok ya birşey olmaz!" diyip deneyebilecek yaşa geldiğimde, yemekten sonra yüzmekle pek alakası olmadığını anladım. Peki neden kramp giriyor?

Öncelikle kramp kasların istemsiz bir şekilde kasılması ve gevşeyemeyerek bir süre böyle kalması demek. Kasılmanın şiddetine göre hissedilen acı da değişiyor. Yüzerken birkaç kez ayağıma kramp girmişti, denizde hiç paniklemem, 'ayağını kendine doğru çekme' hareketiyle kendi kendimi iyileştirebilmiştim ve insanların denizde kramp yüzünden değil de paniklediği için boğulma tehlikesi geçirdiğine inanmaya başlamıştım. Ta ki denizde acılar içinde kıvranırken bir taraftan da ayağını germenin ne kadar zor olduğunu anlayana kadar. Bir gün yüzerken dehşet bir kramp girdi ayağıma ve acı nedeniyle ayağımı kendime çekemedim. Neyse ki ağbim ile birlikteydik o birşeyler yaptı da bir süre sonra da geçti, canım o kadar yanıyordu ki ne yaptı onu bile hatırlamıyorum :).

Tok karınla yüzmek şehir efsanesi olmasa da, krampın en büyük sebebi yorgunluk ve vücuttaki mineral -sodyum,potasyum ve magnezyum- eksikliği. Kramp oluşma nedeninin ana mantığı kaslara ulaşan ve kaslardan atılan molekül dengesinin bozulması. Mesela vücudun -özellikle kasların- yorgun olduğu dönemlerde, kan dolaşımının yavaşlaması nedeniyle kaslar için gerekli olan oksijen ve karbonhidratların taşınması eksik kalır. (Tok karınla yüzmemenin sebebi de bu yüzdendir, yemek sonrası kan dolaşımı midede yoğunlaştığı için kaslara besin taşınması yavaşlayabilir.) Ayrıca yorgun kasların etrafında biriken aşırı laktik asit de, kalp hızınızı hızlandıran kardio egzersizleri yaptığınızda kasların oksijensiz solunum yapmaya başlaması ile birlikte krampa neden olabilir. Bu biraz da kasların kendini koruma mekanizması gibi ortaya çıkar.
Aşırı terleme sonucu ya da mineral eksikliği ile de kas dokusunun etrafındaki sıvıda elektrolit denge bozulur. Böylece kas hücrelerinin osmotik dengesi de bozulur ve hücreler büzülür. Kas hücrelerinin büzülmesi neticesinde kalsiyum dağılımı da bozulur, ve kalsiyum molekülleri kasın kasılmasında görevli troponin proteinine bağlı kalır dolayısıyla kas da kasılı kalarak gevşeyemez.

Neden olduğu ile ilgili fikrimiz oluştuğuna göre gelelim krampları rahatlamaya ve engellemeye.

1) Dinlenmek
Bir kaç gün az uyuduğunuzda ya da dinlenemediğinizde yoğun antremanlardan uzak durun. Güzelce dinlenene kadar daha hafif yürüyüşler, kendinizi zorlamadan yapacağınız strech (yoga ya da pilates) egzersizleri ile idare edin.
Kimi zaman aşırı bir yorgunluk hissetmediğiniz zaman da sık sık kramp girmesi ile karşılaşabilirsiniz. Mesela ben bir dönem aynı düzende ama sağlıksız yaşıyordum -çok geç yatıp az uyuyordum, kahvaltı etmiyordum, tek öğünde fast food ağırlıklı besleniyordum, spor yapmıyordum- her ne kadar yorgunluk hissetmesem ve yorucu fiziksel aktiveterde bulunmasam da bir süre sonra sağ bacağıma sürekli kramp girmeye başladı. Ayakta dururken, bilgisayar karşısında otururken yani kramp girmesini hiç beklemeyeceğiniz zamanlarda bacak arkası kasılıp kalıyordu ve canımı oldukça yakıyordu. Süregelen kramplar bazı hastalıkların belirtisi olsa da genelde bunlar kaslarınızın size "Kendine gel!" uyarısı oluyor. Hayatınıza çeki düzen verin, alkolü azaltın ve güzelce bir dinlenin :)

2) Mineral dengesini sağlamak
Bunun için bol su içmeyi unutmamalısınız. Ayrıca sporcu içeceklerinden içebilir; muz, patates, kayısı, domates suyu tüketebilirsiniz. Muz harika bir potasyum ve magnezyum kaynağı. Özellikle spor yaparken yaşadığınız kramp sonrası birkaç gün boyunca günde bir muz yediğinizde iyi geldiğini göreceksiniz. Aynı şekilde regl döneminden 3-4 öncesinde de her gün birer muz yiyerek (üzerine tarçın da dökün) adet sancılarını/kramplarını hafifletebilirsiniz.

3) Strech
Kramp girdiği anda çabuk gevşemesini sağlamak için klasik hareketleri uygulamanızda fayda var. Özellikle ayak ve hamstring denilen bacak arkasındaki kramplarda şu esnemeleri yapmak çok işe yarıyor.


Topuğunuzu yerde tutarak ayağınızın ön kısmını yukarı kaldırıp indirmek bacak arkanızın gevşemesine yardımcı olacaktır. Yoğun kramplarda bu hareketi yapmak biraz zor oluyor, çabuk ve etkili bir rahatlamada sağlamıyor. Ancak gün içinde 10'lu setler halinde bu hareketi tekrarlamanız, krampların tekrarını önleyecektir.







Bu hareket yukarıdakine göre daha iyi bir rahatlama sağlıyor. Yine hem kramp girdiği anda gevşemeyi sağlamak için hem de gün içinde ve egzersilerden sonra yapabilirsiniz.






Benim favorim ise bu:
Hem elinizi kullandığınız için krampın acısı sürerken yapmak daha kolay oluyor hem de daha çabuk rahatlama sağlıyor. Eğer çok şiddetli bir kramp geçiriyorsanız, çevrenizden yardım isteyerek futbolculara yaptıkları gibi bir esneme ile de rahatlayabilirsiniz. Zaten çok şiddetli kramplarda kendi kendinize çözüm bulmak da çok zor oluyor, insan beyninden vurulmuşa dönüyor :).





Sağlıklı Günler :)